Mustafa Lütfi Kıyıcı yazdı: 1 Mayıs 1977'den günümüze
Mustafa Lütfi Kıyıcı, 1977'de meydana gelen 1 Mayıs katliamından bugüne kadar geçen sürede bir bilanço çıkarıyor.
“Sol” binbir parça gibiydi. Kabaca “TKP”liler ve “Sovyet sosyal emperyalizmi” diyen Maocu gruplar ve iki kutuptan da uzak duran bizim gibi TEP’liler.
Taksim alanına egemen olan ve mitingi düzenleyen,yöneten ;”TKP” lilerdi.”Macu” gruplar ve bizi Saraçhane güzergahına atmışlar ve alana oldukça geç,hayli bekletildikten sonra almışlardı. Alana girdiğimizde Kemal Türkler son sözlerini acele ile bitirdi. Sıtkı Coşkun mikrofonu eline aldı. Talimatlar vermeye başladı. Ortam gergindi. Bir şeyler oldu/olacak gibi günler öncesinden başlayan bir tedirginlik vardı.
Tam otelin önüne gelmiştik ki mermiler yağmaya başladı. Sular idaresinden ve otelden ateş ediliyor diye anons yapınca,”yere yat !” diye bağırıp kitleyi meydanın ortasındaki çimenliğe doğru yönelttik. Mitingle ilgili görselleri inceleyenler, otelin önündeki grubun bu hareketliliğini tespit edebilirler.
Bir panzerin süratle aramıza dalmasından kıl payı kurtarabilmiştik kendimizi. Kurtaramadığımız da vardı; bir genç kızı panzer ezmişti. Ve kız “beni kurtarın!” diye bağırıyordu. Sonra sesi kesildi. Panik önceden başlamıştı. Heryerden ateş ediliyor diye bir duyguya kapılmıştık ve can havliyle sağa sola koşuşturuyordu katılımcılar.
Felaket o sokağın başında meydana geldi. Bir kamyon sokağın başını kapatmıştı. Ve insanlar bir biri üzerine yığılmış ,ezilmiş ve ölmüşlerdi. Tam 34 kişi.
Silahla yaralanan yada ölen var mıydı? Yoktu galiba...
Meydanın ortasındaki çimenlik alanda tam altı adet tabanca topladım. Burası henüz Maocu” grupların ulaşamadığı bir alandı. Demek ki çok kişi düşmanla karşılaşacak ve silah kulanılacak bir ortamın oluştuğu düşüncesindeydi.
Bir yanda 34 yıldır Türkiye'ye ayak basmamış, rakip gördüğü her Türk komünisti ,yalan dolanla sibiryaya sürdürmüş “Bin Yaşa İ.Bilen
Yoldaş!” diyenler; diğer taraf da ;serçelere savaş açıp tahıllara ,ürünlere zarar veren haşaratları “özgür bırakıp” ürün rekoltesini düşüren ve milyonlarca insanın açlıktan kırılmasına neden olan , sosyalist düşünceye aykırılığı nedeniyle bir türlü kabul edemediğimiz kendisinden sonra iktidar olacak Lin Piao’yu “halife” atayan “Mao’nun taraftarları. Kaldı ki o bile çete suçlaması ile tasfiye edildi. Kaçarken öldü.
Bir Bayramın nasıl kutlanamayacağının en tipik örneği olan 1977 1 Mayısı. Egemenlerin bu olayda hiç dahli yok mudur? Olmaz mı. Hala TMGT sinema kolundan Erol Bayraktar’ın Sular İdaresi üzerinden çektiği filmin orjinaline ulaşamadık.
İntercontinental Otelinin bilmem kaçıncı katındaki amerikalılar üzerindeki sis perdesini kaldıramadık. Provakasyon ortamının oluşması, panzerlerin kitle üzerine saldırması emrinin kimler tarafından verildiği belli olduğu halde, yargı önüne çıkaramadık.
Eskilerden çok dinlemişizdir. Özgürlük,demokrasi alanını dirseklerimizle iterek genişletmeye çalıştık,derlerdi. Bunun adı;”legalite uğruna mücadele” idi. Masal gibiydi.
Her 1.Mayıs da Sansaryan Handa gözaltında kaldılar. .Bilinçli işçiler emekçiler ve devrimciler 1.Mayısları hapisanelerde, karakollarda kutladılar. Oysa Türkiye de 1925’ lere kadar kitlesel yürüyüş ve mitinglerle yakalarına kırmızı karanfiller takarak kutlamışlardır.
Sonraki yıllarda her türlü baskıya karşın demokratik mücadelenin gelişmesiyle orantılı olarak anti demokratik ortam geriletilebilmiştir.
D.Küçükaydın anımsatmıştı, biz gençler ilk 1 Mayısımızı Emirgan Korusunda piknik yaparak kutlamışız. Marşlar söylemişiz,şiirler,şarkılar,türküler. Piknikte ne yapılırsa onları yapmışız.
Görece özgürlük günlerinden ;”Ha Hitler Ha Erdoğan!” manşetlerinin gazetelerde yer aldığı günlere geldik. “Milletin Başkanı” olmaya hevesli ,hırslı,kibirli ,bugün söylediğini yarın değiştirebilen, kendi ajandası olan bir tek kişinin ,ağzından çıkanın tartışmasız uygulandığı
günlerdeyiz. Yıllar öncesinden söylediği “tranvay durağından” çoktan inmiş görülüyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Sandıktan en güçlü çıkanın –kediler,kedicikler vs.- tek söz sahibi olduğu bir düzeni kabul ettirmesi zordur. Sadece sandığı demokrasinin kriteri kabul eden anlayış çağdışıdır.
Buna rağmen tartışılan 1 Mayısı kutlarsın/kutlayamazsın tartışmaları yerini mitingin nerede yapılması gerektiği konusunda olmaktadır. Bugün 1 Mayıs resmi bayramdır. Burada sağ duyunun egemen olması bir inatlaşma ortamından uzaklaşılması, sorun olmaktan çıkarılması asıldır.
1977 1 Mayıs mitinginden sonra 1978 de miting Taksim Meydanında yapılmış ve coşku ile kutlanmıştır. Cam/çerçeve de kırılmamıştır.
İşçilere, emekçilere,tüm demokratik güçler düşen meşru hakları zemininden geri adım atmamaktır.
Bu provakosyanlara açık ortamlarda , meşru zeminlerde kalarak üstesinden gelmeyi becerebilmektir.
Egemenler demokratik güçleri daima illegaliteye iterler. Amaçları buradadır. Bunda menfaatleri vardır.
Karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Uygar ülkelerde halkların kullandığı tüm haklar ve özgürlükler bizim de hakkımızdır. Ulaşabilmek için daha kazanılması gereken,daha çok mevzi var. Provakasyonlara gelmeden demokratik hakları kullanabilmek önemli ve gereklidir.
İşçinin, emekçinin, bayramı kutlu olsun.
Mustafa Lütfi KIYICI