Rasim Aşın yazdı: Tiyatro eğitimi nasıl olmalı?
Deneyimli oyuncu, yönetmen ve akademisyen Dr. Rasim Aşın, tiyatro eğitimi nasıl olmalıdır, başlıklı bir yazı kaleme aldı. Turgut Özal Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne Sanatları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olan Dr. Rasim Aşın'ın makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.
Türkiye'de işini-sanatını iyi yapan sanatçılar oldukça çok..
Ama aynı sayıyı sanat eğitimi verebilecek konumda olan sanatçıların olduğunu söylemek ne kadar doğrudur?!
Düşünmeye değer!
Sanatınızı iyi yapıyor olabilirsiniz elbette ama sanatınızı da öğreten iyi pedagog-eğitimci olmak için ek olarak ne gibi donanımlara sahip olduğunuza bir bakın..
Eğitim psikolojisi, ihtisas alanını, öğretme yöntem-metodları hakkında özel bir araştırma ve eğitimden geçtiniz mi?
Türkiye'mde maalesef sanatçılığı ve pedagogluğu - eğitimciliği aynı oranda iyi denilebilecek kaç kişi var dersiniz!?
Sanatçılığı iyi denilen herkese eğitimci payesi verirseniz ortaya sanat eğitiminde ne durumda olduğumuzu gösterenler çatlak seslerini çıkarmaya başlarlar..
Öğrenciler ve öğretmenler karşı karşıya getirilmeden soruna bir çözüm bulunmalı..
Bu arada iyi bir eğimciden iyi bir sanatçı olmayı bekliyoruz da tam tersini ( iyi bir sanatçıdan iyi bir eğitimci olmasını) neden istemiyor ilgililer ?!
Bana göre sanatcının hem de iyi bir eğitimci olması iyi bir sanatçı olması kadar önemlidir..
Hiç olmazsa iyi olanı anlatıp öğretir ve öğrenenin kendi doğrusunu bulmasına yön verir..
Öğretmenin asıl işlevlerinden biri de öğrenene doğruyu bulmasına yardım edecek yolu göstermesi değil midir..
Şu meşhur atalar sözünü hatırlayalım:
"Hocanın dediğini yapacaksın yaptığını değil.." gibi bir anlamı siz istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz..
Türkiye de kurs veren eğitim formasyonundan habersiz öğretmenler için dendiğini söyleyebiliriz.
Ama ben kendi fikrimi destekleme de istifade ediyorum..
Bize bunun doğru olduğunu anlattılar ve bende buna inanıyorum..
Bana neyi, ne zaman, nasıl, neden, kimle yapmayı öğreten hocalarım sayesinde, kendi sanatsal estetiğimi içinde yaşadığım halkın estetik zevkleri ile yoğurup, dünya estetik anlayışına kendi özelliğimi sunmaya çalışmayı önemsiyorum..
Keşke Azerbaycan-Rus-Avrupa eğitim sistemindeki sanat-sanatçı eğitimi, öğretim modelini uygulayabilecek fırsatlar çok olsaydı.
Türkiye’mde Rus ve Avrupa da çocuklar için özellikle müzik, resim, tiyatro ve spor gösterilerinde bulunacakların mutlaka hedef kitlesindeki çocukların yaş ve eğtim psikolojilerini lisans eğitimi alarak bilmek zorunluluğu getirilmişdir.
Gelişmiş ülkelerde çocuklar için her türlü kültür-sanat ve sportif gösteriler yapacakların isterlerse, dünyaca ünlü, ödüllü, sanatçı-sporcu olsalar bile bildiklerini çocuklara öğretmeye girişirlerse mutlaka çocuk psikolojisini, öğretme teori ve tekniklerini öğrenmelerini zorunlu tutarak çocukların yaş ve eğitim psikolojilerini iyi bilerek mesleki başarılarını taçlandırmaları sağlanarak çocuklara daimi olarak eğitim-öğretim vermeleri sağlanmaktadır.
Türkiye’mde durum nasıl sizlerde iyi biliyorsunuz.
Resim, müzik, tiyatro ve spor alanlarında yetişkinler ve özellikle çocuklara eğitim verenlerin çoğunun akademik eğitim almamışlardan oluştuğuna tanık oluyoruz.
Özel eğitime ihtiyacı olan zihinsel ve fiziksel engelliler için yapılan çalışmalar da hiç de iç açıcı değil..
Yaşadığı yerdeki halk eğitim merkezlerindeki kısa süreli 30-40 saatlik meslek kurslarından ve belediyelerin sanat-spor kurslarına katılarak aldıkları katılım belgeleri ve ümitlendirici bazı başarı belgelerini eline DİPLOMA gibi alanlar, son yıllarda ailelerin çocuklarına sanat-spor kurslarına gitmelerini özendirmeleri üzerine çevrelerindeki çocuklara eğitim verme yarışına girişerek kaş yaparken göz çıkartacak süreç içersindedirler. “İstisnalar kaideyi bozmaz” der ya atalarımız.
Çocuklara sanat-spor alanındaki başarı belgelerini eğitim vermeye yeterli görüp çocukların yaş gruplarına uygunluluk esasında “sanat-spor” ders programlarının içeriklerini dikkate almadan uyguladıklarına şahid oluyoruz.
Sanat-spor eğitimleri maalesef Türkiye’de amatör yeterlilikdeki sanat-spor severlerce verilmesinin çocukların ilgi-bilgi ve yeteneklerini doğru olarak yönlendirmeden uzak sonuçlarla karşılaşıyoruz.
Çocukların var olan ilgi-bilgi ve yeteneklerinin daha da ileri seviyelere getirilmesinden uzak verilen kurslardaki ders içerik ve yöntemlere (daha doğrusu yöntemsizliklere) “dur” diyecek yetkilileri ve aileleri, eğitmcileri nihayetinde çocuklarımızı bilgilendirmenin gerekliliği takdirinizedir.
Türkiye’de sanat ve spor alanlarında verilen KURSların sayısının artmasını endişe ile takip ediyoruz…
30 yıllık sanatçı ve 15 yıllık eğitimci kimliğimi (tiyatro rejisörlüğü LİSANS, Aktörlük YÜKSEK LİSANS, Eğitim-pedagoji alanında Pedagoji-Eğitim Fakültesinde DOKTORA eğitimi) pedagog rejisör olarak son 15 yıldır daha aktif olarak kullanınca farkettim ki, sanatçı olmamdan daha önemli eğitimci kimliğim..
Ve bu yolda da çalışmalarımı daha da artırarak sürdürüyorum..
Üzerinde çalıştığım “Eğitimin Her Evresinde Tiyatro Sanatının İfade Vasıtalarından İstifade Etme Yöntemi ve Önemi” araştırmamda, eğitim ve öğretimde öğretmen ve öğrencinin eğitim sürecinde daha aktif ve katılımcı olması için yapılmasında yarar bulunan yolları araştırıyorum ve kendi öğretmenlik sürecimde uygulamaya devam ediyorum.
Yolumun oldukça uzun olduğunu bilerek ve tünelin ucundaki ışığın görülmeye başlamasından aldığım hazla çalışmalarımı sürdürüyorum…
Siz dostlarımdan, sanat eğitimi kurumları ve tiyatro sanatı uygulama kurumlarında yönetmenlik yapabilme ve işbirliği içinde olma sürecime öneri ve yönlendirmeleriniz ile destekde bulunmanızı bekliyorum…
Dr. Öğr. Üyesi
Rasim AŞIN
Pedagog Rejisor