CHP Milletvekili Toprak: Enflasyon hızla kontrolden çıkıyor!
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, TÜFE/Yİ-ÜFE arasındaki farkın açılmasının, Türkiye'de enflasyonun hızla kontrolden çıkmakta olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.
CHP Milletvekili Toprak'ın konuyla ilgili açıklamaları şöyle:
"Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Nisan ayı resmi enflasyon verilerinde 18 puana yükselen TÜFE/Yİ-ÜFE farkı, enflasyonun hızla kontrolden çıkmakta olduğunu gösteriyor. Yıllık yüzde 17,1’e yükselen TÜFE’ye karşılık yüzde 35’i aşan Yİ-ÜFE’de bazı alt kalemlerdeki yıllık enflasyon ve maliyet artışı yüzde 150’nin üzerine çıktı!
TÜİK’in 3 Mayıs’ta açıkladığı Nisan ayı enflasyon rakamları, enflasyonun hızla kontrolden çıkmaya başladığını gösterirken, fiyat artışlarının ve enflasyondaki yükselişin ‘dizginlenemez’ bir noktaya doğru ilerlediği endişelerini de artırdı. Merkez Bankası (MB) Nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede üretici fiyatlarındaki olağanüstü yükselişe dikkat çekerek; ‘Enflasyon üzerinde üretici fiyatları kaynaklı baskı güçlendi’ dedi. TÜİK’in resmi verilerine göre, Nisan ayında Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,68 yıllık olarak da yüzde 17,14 arttı. Ocak-Nisan dönemi dört aylık TÜFE artışı ise yüzde 5,45 oldu.
MB, bu gidişi görmüş olsa gerek geçen ay açıkladığı 2021 yılı ikinci Enflasyon Raporu’nda yılsonu için 9,4 olarak öngördüğü enflasyon beklentisini 2,8 puan artırarak yüzde 12,2’ye yükseltmişti. Dört ayda yüzde 5,45’e ulaşan enflasyon, zaten değiştirilen 9,4’lük hedefin yarısını geçmiş durumdaydı ve yılın kalan 8 ayında sadece 4 puanlık bir enflasyon marjının tutturulabileceğine inanan kimse kalmamıştı.
Asıl enflasyonda kontrolün kaybedilmesi ihtimalini güçlendiren ve kaygıları büyüten gelişme ise Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) gözleniyor. YİÜFE nisanda aylık yüzde 4,34 oranında arttı. Bu oran, 2003 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek üçüncü aylık artış oranı.
Yİ-ÜFE’deki en yüksek aylık artışlar 2018 yılında ABD ile yaşanan Rahip Brunson krizi ve Türkiye’ye yönelik yaptırımların devreye sokulmasıyla yaşandı. 2018’in Ağustos ayında eski ABD Başkanı Trump’ın yürürlüğe koyduğu ekonomik yaptırımlarla kurlar tavana vururken Yİ-ÜFE de kurlardaki yükselişin maliyetlere yansımasıyla Ağustos’ta aylık yüzde 6,60, Eylül ayında ise yüzde 10,88 artmıştı.
Bu yılın Ocak-Nisan döneminde Yİ-ÜFE'de gerçekleşen dört aylık artış toplamı yüzde 12,91 olurken yıllık artış ise yüzde 35,17'yi buldu. Geçen yılın aynı ayında yıllık Yİ-ÜFE yüzde 6,71 iken bu yılın Nisan ayındaki yüzde 35,17’lik düzey, 12 ayda altı kata varan bir üretici enflasyonu artışını gösteriyor.
Buna bağlı olarak da TÜFE-Yİ-ÜFE makası daha da açılmaya devam ediyor. Mart ayı verileri açıklandığında 15 puan olan tüketici-üretici enflasyon makası, Nisan ayında 18 puana çıktı.
TÜFE’de ayın enflasyon rekorunu yüzde 25’lik fiyat artışıyla domates kırarken, üretici cephesinde tablo çok daha vahim. TÜİK verilerine göre Yİ-ÜFE’de petrol ve türevlerindeki enflasyon yıllık yüzde 159 olurken, ara mallarında ise yüzde 42,59.
Dolayısıyla üretici fiyatları endeksinin ana kalemlerindeki bu olağanüstü artışların, önümüzdeki aylarda TÜFE’yi daha da baskılaması kaçınılmaz. Şayet bu maliyet artışları yeni bir kur artışı dalgasıyla da eş zamanlı sürerse kontrolün kaybedilmesi olasılığı daha da yükselecektir. MB Başkanı Kavcıoğlu tarafından açıklanan Enflasyon Raporu’nda yılsonu hedefinde gerçekleştirilen 2,8 puanlık artışın 1,8 puanlık kısmının kar artışı kaynaklı maliyet enflasyonunun yansıması olduğu dile getirilmişti.
Buna karşılık MB, nisan ayında enflasyonun pik noktasına ulaşacağını, ardından düşüşe geçeceğini öngördüğünü dile getirerek faiz indirimine de kapı aralamıştı. Ancak Yİ-ÜFE’deki gelişmeler, nisan sonrasına düşük beklentisinin çok da gerçekçi olmadığını işaret ediyor. Aksine üretim maliyetleri ve kur artışlarının tüketici enflasyonuna yansıması ve yukarı çekmesiyle, yeni faiz artışlarına gidilmesi zorunluluğunun gündeme gelmesi ihtimali daha güçlü görünüyor. Yeni bir faiz artışı ise gerek bireylerin gerek işletmelerin gerekse sanayici ve reel sektörün ertelenen kredi taksitlerinin, güncel kredi borçlarının ödenmesinin tamamıyla olanaksız hale gelmesi, daha önce vurguladığım batık kredi, işyeri kapanmaları ve iflasların patlaması demek.
Nisan ayı verilerinde dikkat çekici olan bir başka unsur ise MB’nin para ve faiz politikaları açısından belirleyici olan çekirdek enflasyondaki yükseliş. Yüzde 18,11’e yükselen çekirdek enflasyon yüzde 17,1’lik TÜFE’nin de üstünde. Halen yüzde 19 olan MB politika faizi ile çekirdek enflasyon farkı 1 puana indi. Buna rağmen MB-PPK muhtemelen iktidarın tepkisinden çekinerek yeni bir faiz artışına gitmeksizin politika faizini yüzde 19’da tuttu.
Çekirdek enflasyonun yüzde 18’i aşması gelecek aylarda enflasyondaki yükselişin süreceğini gösteriyor. MB’nin hem faiz indirimi hazırlıkları ve Nisan’dan enflasyonun düşeceği öngörüsü hem de yılsonu için yüzde 12,2’lik enflasyon hedefi ekonomik gerçeklerle örtüşmüyor!"