Çerkezoğlu: İnsanca emeklilik bir yurttaşlık hakkıdır!
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) Türkiye’de Emeklilerin Durumu ve EYT Gerçeği araştırması yayımlandı. Araştırma, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinden yararlanarak tarafından hazırlandı.
Emeklilik sosyal güvenlik hakkının ayrılmaz bir parçası olup temel bir hak niteliğindedir. Sosyal güvenlik hakkı, dolayısıyla emeklilik hakkı Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir insan ve yurttaş hakkıdır, diye konuşan DİSK Yönetim Kurulu adına Arzu Çerkezoğlu İstanbul İl SGK Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Çerkezoğlu şunları söyledi:
"Türkiye'de emeklilerin yaşadıkları sıkıntıları ve Emeklilikte Yaşa takılanlar (EYT) gerçeğini gözler önüne sermek için DİSK-Araştırma Merkezi'nin hazırladığı "Türkiye'de Emeklilerin Durumu ve EYT Gerçeği” araştırmasını paylaşmak için bugün burada bir aradayız.
Sosyal Güvenlik Kurumu nedense emeklilerin ve hak sahiplerinin aylık ve gelirlerinin ayrıntılarını açıklamıyor. Sayın Bakan geçenlerde yaptığı bir açıklamayla emeklilere "şu kadar aylık ödedik” dedi. Sosyal güvenlik bir hak, emeklilik bir hak. Emekli aylığı ödenmesinden daha doğal ne olabilir. Bunun övünülecek bir tarafı yok.
Asıl soru şu. Kim ne kadar aylık ve gelir alıyor? Emeklilerin ne kadarı hangi düzeyde gelire sahip? Emekli aylık ve gelirlerinin ayrıntısı ne? SGK bunu ısrarla açıklamıyor. Kaç emekli ve hak sahibin asgari ücretin altında aylık ve gelir aldığını SGK açıklamıyor. Bu yönde bilgi başvurularını reddediyor.
Emekliler ve hak sahipleri ciddi bir yoksullukla ve sefalet düzeyinde bir gelirle yüz yüze. En düşük emekli aylık ve geliri alan 2,6 milyonluk yüzde 20'lik dilimin aylık harcanabilir geliri Temmuz 2020 itibariyle 763 TL'dir. Yanlış duymadınız. 2,6 milyon emekli ve hak sahibi bu sefalet geliri ile yaşıyor.
13,2 milyon emekli ve hak sahibinin 7 milyon 900 bini, yani yaklaşık yüzde 60'ı asgari ücretin altında aylık ve gelire mahkûm durumda. Bu utanç verici rakamlar yaygın bir emekli yoksulluğu yaratıyor.
Emekli aylıklarının 2008'den sonra azalmaya başlaması ve giderek asgari ücretin yarısının altına düşmesi nedeniyle yükselen tepkiler karşısında Ocak 2019'da en düşük emekli aylığının 1.000 TL'ye ve Mart 2020'de ise 1.500 TL'ye tamamlanmasına ilişkin düzenleme yapıldı. En düşük emekli aylığının 1.500 TL'ye yükseltildiği iddiası, hükümet tarafından uzun süre inkâr edilen bir gerçeği, aylıkların asgari ücretin çok altında olduğu gerçeğini gözler önüne serdi.
2002 yılında 4,3 milyon emeklinin 1,6 milyonu işgücü piyasasında iken, 2020 Temmuz ayı itibariyle 9 milyon 89 bin emeklinin 4 milyon 255 bini işgücü piyasasındadır. Çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı AKP döneminde yüzde 36.8'den 46,8'e yükselmiştir.
Türkiye'de emekli aylık ve gelirleri arasında büyük bir uçurum bulunuyor. Avrupa Birliği İstatistik Birimi (Eurostat) verilerine göre Türkiye emekliler arası gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkedir. Türkiye'de en düşük emekli aylık ve geliri alan emeklilerin ilk dilimi ile en yüksek emekli aylık ve geliri alanlar arasındaki fark 7,5 kattır. Emekliler arası gelir eşitsizliğini gösteren bu rakam Avrupa Birliği'nde ortalama 4,2'dir.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği emeklilikte de sürümektedir. Kadınlar emeklilik hakkına da zor erişiyor. İstihdam edilenlerin yüzde 32'si kadınlardan oluşurken, emeklilerin sadece yüzde 19'u kadındır.
Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ülkemizde büyük bir toplumsal sorundur. Emeklikte yaşa takılmak 1998 yılında işe giren ve o tarihte 2023 yılında emekli olma hakkına sahip bir işçinin, 1999 yılında çıkarılan bir yasa ile emekliliğinin 15 yıl sonraya, 2038 yılına ertelenmesidir.
Mesele tercih meselesidir. EYT sorununun çözümü için ayda 2 milyar TL civarında ödemeyi çok gören iktidar, 2010-2020 arasında bütçeden işverenlere sadece SGK prim desteği için 154 milyar TL'yi aşkın kaynak aktarılmıştır. İktidar her koşulda tercihini işverenleri korumak yönünde yapmaktadır.
Kısacası Hükümet EYT sorununu çözmek yerine EYT'liler için, başta kıdem tazminatı hakkı olmak üzere yeni hak kayıplarına yol açacak bir düzenlemeyi gündeme getiriyor. Kıdem tazminatını ortadan kaldırmak için bu niyeti türlü türlü ambalajlara soktular. Fon dediler, Bireysel Emeklilik Sistemine entegre edeceğiz dediler ancak yine de işçi sınıfına bu acı ilacı yutturamadılar. Bu kez de işçi sınıfını yaşa göre bölerek, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilerin haklarını gasp etmeye çalışıyorlar.
Biz biliyoruz ki, kıdem tazminatı hakkı bize çocuklarımızın emanetidir ve çocuklarımızın bu hakkını savunmak tüm işçi sınıfının görevidir. Evet tüm işçilerin 25 yaş altında çalışacak çocukları olacak ve bugünün genç işçileri de bir gün 50 yaşına gelecek. Buradan bir kez daha iktidarı uyarıyoruz: Ne çocuklarımızın emanetinin ne de geleceğimizin gasp edilmesine sessiz kalmayız. Genç ve ileri yaştaki işçilerin korunması gerekirken ayrımcılığa maruz bırakılması, haksızlıktır, hukuksuzluktur, vicdansızlıktır!
Bizler DİSK olarak emeklilik hakkımız için, kıdem tazminatı hakkımız için, çocuklarımız ve geleceğimiz için mücadeleye devam edeceğiz.
Sonuç olarak insan onuruna yakışır bir emeklilik için tüm emeklileri şu acil talepler etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye davet ediyoruz:
- Emekli ve hak sahiplerinin aylık ve gelirleri yaşam koşullarına uygun hale getirilmeli, alt sınırı asgari ücret olmalıdır.
- Emeklilerin sendikal haklarını kullanmasının önündeki engeller kaldırılmalı, emeklilere toplu pazarlık hakkı tanınmalıdır.
- Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) sorunları çözülmelidir.