Ömer Yıldız
JOE BIDEN VE ULUSAL GÜVENLİĞİMİZ
Türkiye neler yaptı ve yapıyor?
Suriye meselesinde başlangıçta ABD ve AB ile kol kola giden Türkiye, ABD ve AB’nin Suriye politikalarının kendi ulusal çıkarlarına aykırı olduğunu görerek Suriye kuzeyinde askeri harekâtlara başlaması emperyalistlerin çıkarlarına zarar vermiş ve Irak ve Suriye kuzeyi eksenli Kürt Devleti kurma planlarını sekteye uğratmıştır.
Katar’da, Sudan’da, diğer Afrika ülkelerinde ve Libya özelinde sergilediği politikalar emperyalistlerin çıkarlarına zarar vermeye başlamıştır.
Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan Karabağ savaşında, Azerbaycan’ın arkasında durmuş ve Ermenistan’ın hezimete uğramasını sağlamıştır.
KKTC’nin bağımsız devlet olarak tanınmasına yol açacak söylem ve eylemlere girişmiş, Doğu Akdeniz’de fiili güç gösterisinin yanı sıra deniz dibi araştırma gemileri ile Türkiye’nin ve KKTC’nin ulusal çıkarlarını korumuş, Karadeniz’de doğal gazını bulmuştur.
Özellikle milli savunma sanayinde geliştirdiği harp silah ve araçları ile güçlendirdiği Silahlı Kuvvetleri unsurlarını politik amaçlar için aktif olarak sahaya sürmüştür.
ABD ve AB devletlerin tehditlerine aldırış etmemiş, siyasi restlerine aynı şekilde karşılık vermiştir.
Tüm baskılarına rağmen S-400 hava savunma sistemini satın almış, aktif hale getirmiş, Rus gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasını sağlayacak TÜRK AKIM boru hattı ile Rusya’yla işbirliğini daha da geliştirmiştir.
Rusya’yla ve Çin’le politik ve ekonomik işbirliğini kuvvetlendirecek adımlar atılmaya başlamıştır.
ABD ve AB, Türkiye’den neden rahatsız oluyor?
Batı emperyalizmi, kontrol altında tuttuğu ve sömürdüğü Türkiye’nin yakın kısa gelecekte karşılarına rakip olarak çıkacağı endişesine kapılmıştır. Hatta yeni bir Osmanlımsı Türkiye doğacağı varsayımını kabul ederek Türkiye’yi durduracak ve zayıflatacak çeşitli adımlar atmaya başlamışlardır.
Türkiye’nin attığı her adımın arkasındaki ana neden coğrafyasının emridir, tarihinin yüklediği sorumluluk ve misyondur, savunma sanayindeki atılımlarının verdiği cesarettir ve kendine güveninin artmasıdır.
ABD ve AB artık Türkiye’yi ulusal güvenliklerine tehdit olarak algılamaktadır ve Türkiye’ye karşı politik, ekonomik, askeri ve siyasi adımlar atmaya başlamıştır ve bunun gereği olarak da Türkiye’yi çepeçevre kuşatacak şekilde;
Uzun süredir Katar’a ambargo uygulayan Arap ülkelerini Katar’la barıştırmış,
Mısır’ın Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimiyle yakın ilişkiler kurmasına öncülük etmiş,
BAE’nin Girit adasına bir uçak filosu göndermesi sağlamış,
Arap Devletlerinin İsrail’le ilişki kurmalarına önayak olmuş,
ABD Yunanistan’da çeşitli üsler kurmaya başlamış ve Yunanlılarla askeri tatbikatlar yapmış ve onun Türkiye’ye karşı daha tehditkâr eylem ve söylemde bulunmasını teşvik etmiş ve etmeye devam etmektedir.
Ortadoğu ülkelerine modern silah ve uçaklar satarken Türkiye’yi F-35 uçak projesinden dışlamış,
Türkiye’yi taciz eden ve örtülü ambargolarını sürdüren AB, Joe Biden’ın ABD devreye girmesini olumlamış ve iyi adam rolü oynamaya başlamış,
ABD derin devleti, yakın coğrafyamızda operasyonlara girişerek Biden dönemine hazırlık yapmaya başlamıştır.
ABD neden böyle bir politika izliyor?
Amerikalı yazar Samuel P. Huntington’ın “Asker ve Devlet isimli kitabında esasında Amerika’nın ve bir yerde de AB devletlerinin ULUSAL GÜVENİK anlayışının ipuçlarını vermektedir.
Huntington ulusal güvenliği “toplumun siyasal kurumlarının, ulusal ekonomisinin ve toplumsal bütünlüğünün muhafazası ve diğer devletler tarafından devletimize yapılacak her türden müdahalelere karşı tedbir almak” şeklinde ifade etmektedir.
Ulusal Güvenliğin alt politikalarını ise;
Yurt dışından yapılacak müdahalelere karşı askeri güvenliğin politikası,
Yurt içinden cereyan edecek yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşı iç güvenlik politikası,
Devletin göreceli gücünü azaltma eğilimi gösteren uzun vadeli toplumsal, ekonomik, demografik ve siyasal koşulların yol açtığı aşınma tehdidiyle ilgili durumsal güvenlik politikası şeklinde sıralamaktadır.
Tanımlardan yola çıkarak ABD ve AB devletlerinin Türkiye’ye karşı, Durumsal Güvenlik Politikalarını harekete geçirdikleri ve bu politikalarının gereğini hayata geçirecek işlevsel politikalarını planlayıp, formüle ederek hayata geçirmesini sağlayacak kurumsal politikaları yürürlüğe koydukları ileri sürülebilir.
Biden’nın yani Amerikan derin yapılarının, Türkiye’nin ekonomisine, siyasal ve toplumsal yapısına ve askeri güvenliğine ne türden zararlar verebileceğini düşünme vakti gelmiştir.
ABD ve AB ülkemize karşı PKK’yı, FETÖ’yü, Arap dünyasını , Yunanlıları ve Ermenileri kullandığı ortadadır ve acaba Türkiye’den kimi ya da kimleri k ulusal güvenliklerine hizmet için kullanacaktır?
Son söz olarak ABD ve AB’nin Kıbrıs Rum yönetimini ve Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı sınırlı süreli harbe sokacağını düşünüyorum. Bu süreçte, Türkiye’nin hayati savunma sanayi kuruluşlarını ve stratejik tesislerini tahribe çalışılabilirler.
PKK, FETÖ, IŞİD ve benzeri örgütlerin terör eylemleri teşvik ederek, toplumumuzun siyasi kutuplaşmasını körüklenerek iyice ayrışmasını ve cepheleşmesini sağlayabilirler.
Şimdi soralım.
Türkiye’nin ulusal güvenlik politikaları ne durumdadır?
Noksanlıkları ve fazlalıkları var mıdır?
Varsa nelerdir?