YARINLARA HAZIRLANMAK YA DA HAZIR OLMAK- I

Tiransız Tiranlar, Devrimcilik

Türkiye yıllardır siyasi çekişmelerin içinde debelenip durmuştur. Siyasetçilerin çoğu günü kurtarmak adına adımlar atarken, adını bile hatırlamadığımız nice milletvekilleri, bakanlık yapmış şahsiyetler, bürokratlar, askerler gelmiş ve geçip gitmiştir. Bunlar misyonları gereği sadece işini yapmış, devletini sahiplenmiş, literatürdeki bir tanımlamayla “tiransız tiran” olarak vazifelerini yerine getirmişlerdir. Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini belirlemede yaratıcı politikalar geliştiren ve hayata geçiren çok az siyasetçi ve devlet adamı olmuştur.

Devlet gelenekleri görenekleri, kanun ve nizamları olan bir yapıdır. Yani kuralları vardır ve kurumsaldır. Böyle bir statükocu yapıyı değiştirmek veya yeniden inşa etmek herkesin harcı değildir. Bu değişimi ancak ve ancak adeta avangart bir anlayışla hareket edebilen ve düşünenler gerçekleştirmiştir. Bir düzeni yıkıp yeni bir düzen kurmak için o devletin, o toplumun dinamik ve yeniliğe açık kadrolarının olması gerekir. Lider veya lider kadrosu, düzeni değiştirirken öncelikle kendilerinin, ailelerinin ve çevrelerini çıkarını düşünüyor ve ortak hareket ediyorsa oligarşik bir düzen, hareketin lideri sadece kendini ve ailesini düşünüyorsa tarihin en berbat yönetim biçimi olan “tiranlık” düzeni oluşur.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken bu şartların hepsi vardı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, milliyetçi devrimci alışla bir düzeni yıkıp Türk Milletinin özgür yaşaması için Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, siyasi ve askeri yaratıcı dehalar hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin, içinde yaşadıkları toplumların gelişmesi için devrimsel fikirler üreten avangart şahsiyetlerdir ve toplumun ışkınlardır.

Atatürk bir devrimci ve milliyetçidir. Atatürk, içinde yaşadığı toplumu çok iyi analiz etmiştir. Atatürk kendi ifadesiyle “hissiyatını Namık Kemal’den fikriyatını Ziya Gökalp’ten” alan Türk Devrimcisidir. Devrimcilik dünyayı ve ülke gerçeklerini bilerek hareket etmek demektir. Ütopik hayaller peşinde koşan romantik devrimcilerle ülkeler ancak felakete sürüklenir. İşte bunun en son örneğini; birilerin maşası olarak veya durduk yere hayale kapılan Nikol Paşinyan’dır. Ermenistan halkına acılar yaşatmış ve Azerbaycan’a büyük zararlar vermiştir.

Devrimcilik ve milliyetçilik haddini bilerek yaşandığında mutluluk, barış ve huzur getirir.

Devrimcilik, araştırma, analiz ve eylem gücü gerektirir.

RAND Raporu

RAND Corporation. ABD’nin 1948’de kurulan bir düşünce kuruluşudur.

II. Dünya Savaşı sonrası ABD’nin askeri planlamalara esas olacak gerekli bilgileri araştıran, geliştiren bir organizasyon. CIA bağlantılı da olduğu ileri sürülen kuruluş, 2020 yılı başlarında tam bir yıl önce Türkiye ile ilgili büyük bir araştırma raporuna imza atmıştır. Türkiye’de fazla ilgi görmeyen rapor, birkaç gazeteci ve araştırma kuruluşunun yazısıyla kalmış gündemin hengâmesi içinde kaybolup gitmiştir. 

ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı tarafından “Türkiye'nin Geçici Dinamikleri, ABD-Türkiye Stratejik Ortaklığı ve ABD Ordusu için Çıkarımlar” başlıklı bir projenin parçası olarak araştırılması ve analiz edilmesi için RAND’ a havale ediliyor. Ve neticede Türk iç, dış ve savunma politikaları eğilimleri analiz edilerek bunların ABD savunma stratejisi ve kuvvet planlaması üzerindeki etkilerini ortaya konması isteniyordu. Rapor açıkça baştan sona Türkiye’nin ABD’nin çıkarlarına göre nasıl yola getirileceğinden bahsediyor. Bu raporun ayrıntılarına da yarın değinelim…

Araştırma beş soru üzerine oturtulsa da hedef Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik eğilimlerinin sebep olduğu iç dinamikleri, Türkiye’nin bölgesel ve küresel çıkarlarını nasıl şekillendirdiğini araştırıyor. Yani AKP-MHP ekseninde Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarını sorgulamaktadır. Bunu yaparken de ABD-Türkiye işbirliğinden dem vurarak ABD’nin dünyayı dizayn ve ana çıkarlarını şekillendirme argümanlarını sıralayıp Türkiye’nin bu argümanlara aykırı hareket ettiğini üstü örtülü olarak ifade ediyor. Raporda özet olarak; 1- Terörizm ve şiddet içeren aşırılıkla mücadele, 2- Enerji güvenliğinin artırılması, 3- Refah ve kalkınmanın desteklenmesi.

İlk madde ile ABD çıkarlarına zarar verenlere ABD saldırı tekniğini, ikinci madde de Saldırmasının gerekçesini ve üçüncü maddede de kargaşa çıkardığı bölgelere refah ve kalkınma getirmek adına müdahale sonrası ABD eksenli dizaynı ifade ediyor. BU rapor da özde Türkiye’yi NATO sonrası şimdiye kadar nasıl kullandığını ifade etmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar