Pekcan Türkeş
AŞK ŞEHRİ PARİS

Aşk şehri Paris;aşıklar için bir mıknatıs; Dünyanın sanat ve kültür uzmanları için sarsılmaz bir doğal cazibe merkezi ve Modanın dünya başkenti. Filmlere, romanlara, aşklara konu olan Paris; diğer adı ile “La Ville Lumiere” yani "Işık Şehir." Tüm dünyada anıtları, modası, kültür-sanat yaşamı ile bilinen Paris, dünya tarihinde de önemli bir şehir.
Fransa,Paris değildir ama Paris Fransa'dır.
Paris, her zaman herkesin ilk gitmek istediği, sonrasında vazgeçemediği bir şehirdir. Geçmişinin çok versiyonlu hikâyesi onu çekici kılıyor olsa gerek.

LA TOUR EIFFEL -EYFEL KULESİ
Filmlere, resimlere, şarkılara, şiirlere konu olmuş,şampanya ve rüyalarla beslenen hiç uyumayan aşkın Paris’de ziyaret edecek yerlerden söz edilince ilk aklımıza gelen Eiffel Kulesi.
Paris şehir merkezi yirmi bölgeye ayrılmıştır. Gezilere genellikle birinci bölgedeki Paris’in en önemli sembolü olan Eyfel Kulesi ile başlanır. Kimilerine göre kule, kimilerine göre yere düşmüş dondurma külahı olsa da, Eyfel Kulesi’nin dünyanın en ikonik yapılarından biri olduğu inkar edilemez bir gerçektir. 1889 Dünya Fuarı için inşa edilmiş olan bu dökme demir kule, 1931 yılında Empire State Building yapılana kadar 320 metre yüksekliğiyle dünyanın en büyük yapısı unvanına sahipmiş.
.jpeg)
TROCADERO MEYDANI
Trocadero Meydanı;Eyfel Kulesi ve Seine Nehri‘nin hemen yanında bulunan bölge.Eyfel Kulesi muhteşem manzarasını bu meydanda veriyor.Bölgedeki en önemli yapı Palais de Chaillot’tur. Trocadero Meydanı’nda çeşitli sokak sanatçıların gösterilerini izleyebilir, yılın belli zamanında ev sahipliği yaptığı eğlencelere, organizasyonlara katılabilirsiniz.
.jpeg)
CONCORDE MEYDANI Place de la Concorde
Concorde Meydanı;Fransa’nın ikinci en büyük meydanıdır. İtalyan yazar, gazeteci ve diplomat olan Curzio Malaparte, "Concorde Meydanı ;meydan değil, aydınlıktır" demiştir. 1763 yılında açılışı gerçekleştirilen meydanın ortasında, 23 metre uzunluğunda, 280 ton ağırlığında, İstanbul Sultanahmet Meydanı’ndaki dikilitaşın bir benzeri yer almaktadır. Bu dikilitaş 19. yüzyılda Mısır Hükümeti tarafından Fransa’ya hediye edilmiş ve ardından Mısır Obeliksi olarak da anılmaya başlanmış. Üzerinde, II. Ramses’in hükümdarlığını anlatan çeşitli hiyeroglifler yer almaktadır .Şehrin pek çok yerinden görülebilen La Grande Roue ;Dikilitaşın arkasındadır. La Grande Roue, 1900 senesinde inşa edilmiş olan 100 metre yüksekliğinde bir dönme dolaptır. 1980'lere kadar dünyanın en büyük dönme dolabı unvanını korumuştur.
.jpeg)
ZAFER TAKI-Arc de triomphe
Charles de Gaulle Meydanı’nın ortasında bulunan Zafer Takı ( Arc de triomphe de l'Étoile) 1806 yılında Napolyon Bonapart tarafından inşa ettirilmiş. Napolyon, savaşdan galip gelen Fransız askerlerine seslenerek, “Evinize zafer taklarının altından geçerek döneceksiniz,” demiştir. 1923 yılından beri sönmeden yanmaya devam eden ateş, I. Dünya Savaşında ölen Fransız askerlerinin bulunduğu Meçhul Asker Mezarı (Tombe Du Soldat Inconnu) ve anıt üzerindeki “Gidiş, Direniş, Zafer, Barış” anlamına gelen dört büyük heykel turistlerin odak noktası.Zafer Takının, sağ tarafında "De Gaulle au pouvoir" (De Gaulle Iktidarda ) ve sol tarafında ise "Vive De Gaulle" (Yaşasın De Gaulle) yazılıdır.Bu arada De Gaulle'ün Fransa ile ilgili şu sözünü de hatırlayalım:
“Üç yüz yirmi beş çeşit peynir üreten bir ülkeyi yönetebilmek kolay değil.”

ŞANZELİZE BULVARI Champ Elysees
Paris’in en güzel caddesi Şanzelize’de
kafeler, restoranlar, şık butikler, sinema ve tiyatrolar bulunmaktadır. Şanzelize eskiden büyük bir tarlaymış.Fransızca'da Champs tarla,Elize de Saray'ın ismi.Şanzelize Caddesi üzerinde, Lido Show gösteri merkezi dünyanın en eğlenceli kabarelerini sunar. Birçok turist için en eğlenceli gezi noktalarından biridir. Sırası gelmişken hatırlatalım, gösteri sırasında fotoğraf ve kamera çekimi yasak.
MADELEİNE KİLİSESİ
Eglise de la Madeleine
Église de la Madeleine Madeleine Kilisesi, 1806'da Pierre-Alexandre Vignon tarafından tasarlanmıştır. Roma tapınağı biçimindeki yapı, Antik Çağ mimarlığıyla sanatına yönelen neo-klasik akımın bir örneğidir. Kilisenin yapılmasını Napoléon emretmiş, ordusunun büyüklüğünü ortaya koyan bir zafer tapınağı olmasını istemiş. Ama bu işlevi daha sonra, 1806-08 arasında yapılan Zafer Takı yerine getirdi. Burası da Hıristiyan kilisesine dönüştürülür. La Madeleine deyince Madlen çikolatası akla gelir. Hikayesi şöyle: Eskiden bu meydanda bir şekerci varmış. Kolay tüketilebilecek bir çikolata yapmak için hazırladığı kalıpları dünyaca kabul görünce bu çikolata türüne “Madlen” denmiş. Şu an meydanda o şekerci yok ama Madlen çikolatası dünyanın her yanında hükmünü sürüyor.
LA PLACE VENDOME -Vendome Meydanı
Vendome Meydanın ortasındaki bronz Vendome sütunu 44 metre yüksekliğindedir. Tepesinde bir heykel bulunur. Sütunun dikildiği 1810 senesinden beri tepedeki heykel birçok defa değişmiştir. Son heykel Napoleon'u yine Roma imparatoru şeklinde canlandırmaktadır.
PRENSES DİANA'nın SON AKŞAM YEMEĞİ
Prenses Diana ile Dodi ; Vendome Meydanı’nına bakan otelde Akşam yemeğini yedikten sonra otelden çıkarlar, ancak gazetecilerin takip ettiklerini fark ederek kaçmaya başlarlar. Maalesef elim bir trafik kazasında hayatlarını kaybederler.
OPERA GARNİER
Barok mimarisiyle muhteşem bir görüntü sunan bu efsanevi tiyatro binası; Gaston Leroux’in dünyaca ünlü romanı “The Phantom of the Opera”“Operadaki Hayalet” için de ilham kaynağı olmuş. 1874 yılında Charles Garnier tarafından inşa edilen bina yaklaşık ikibin kişi kapasiteli.
GALERİ LAFAYET
Operanın hemen arkasında lüks mağazalarla dolu Galeries Lafayette alışveriş merkezini görüyoruz.
Biraz dikiş becerisi ve biraz emek küçük bir kumaş parçasını bir yorgana dönüştürebilir. 1893’te, iki kuzenin kendi küçük tuhafiyecilerini büyüterek Avrupa’nın günümüzdeki en büyük mağazasına dönüştürdüğü bu Alış Veriş Merkezinde moda koleksiyonları 3 binayı ve 70000 metrekarelik satış alanını kapsıyor.
.jpeg)
LOUVRE MÜZESİ
Her gün binlerce insanın ziyaret ettiği Luvr Müzesi, 1793 yılında açılmış ilk devlet müzesidir. 60 bin metrekare alan üzerine kurulu bu devasa büyüklükteki müze-sarayda, tarih öncesi dönemlerden 19. yüzyıla kadarki devri kapsayan yaklaşık 380 bin eser sergilenmektedir.
Kurşun geçirmez camın ardından Leonardo da Vinci’nin meşhur Tablosu Mona Lisa’nın gözlerine bakıp, gizemli Venus (Aşk tanrıçası Afrodit)heykelini selamlayarak bu muhteşem Müzenin keyfini çıkarabilirsiniz,Unutmayın her sanat eserine 30 saniye ayırırsanız ömrünüzün 100 yılını buraya adamanız gerekir.
.jpeg)
SACRE COEUR KİLİSESİ
Paris’in en yüksek tepesi olan Şehitler Tepesi’nde inşa edilmiş olan Sacre Coeur Kilisesi “Kutsal Kalp” anlamına gelmektedir. Dünyanın pek çok noktasından gelen ressamların bulunduğu “Ressamlar Tepesi” de Kilisenin arka tarafında bulunuyor. Nadar Meydanı denilen küçük Park'ta Şövalye Jean François de la Barre'nin heykeli var.Buradan yokuş aşağı inerken pek çok hediyelik eşya dükkânı göreceksiniz.

EĞLENCE SEMTİ PİGALLE
Ünlü gece kulübü Mouline Rouge (Kırmızı Değirmen)'un bulunduğu İstanbul'un Beyoğlusu sayılan Pigalle. Kaldırım Serçesi Edit Piaf'ın bir zamanlar arşınladığı kaldırımları 1966 yılında ben de çiğneyip,Deneme yazarı Marcel Proust'un Pansiyonunda kalmıştım,
DALİDA'NIN YAŞADIĞI EV
Kahire doğumlu İtalyan şarkıcı, sinema oyuncusu Dalida Kariyerini vatandaşlığına geçtiği Fransa’da yaptı. 55 altın plak alan Dalida aynı zamanda "elmas plak" verilen ilk şarkıcıdır. 1987 yılında 54 yaşında kaybettiğimiz Dalida; Montmartre Rue d'Orchampt 11 Numaralı evde yaşamış. Mezarı Montmartre Mezarlığındadır
LA TOUR MONTPARNASSE KULESİ
Montparnasse Garının hemen yanındaki 210 metre uzunluğundaki Montparnasse Gökdeleni, Fransa’nın ikinci ve Avrupa’nın on birinci en uzun yapısı konumunda. 1995 yılında "Örümcek Adam" lakaplı Alain Robert’in hiçbir ekipman kullanmadan tırmandığı gökdelen. Kulenin tepesinde bir restoran var ve bu restoranın terasından, 40 kilometre görüş uzaklığına sahip 360 derece Paris manzarası seyredilebiliyor.
JARDİN DU LUXEMBOURG
LÜKSEMBURG BAHÇELERİ
Montparnasse Bulvar’ından kuzeydoğu tarafına yürüdüğünüzde ulaşırsınız. Paris'in ikinci büyük parkı Lüksemburg Bahçesi, 1612 yılında yapılmıştır, Victor Hugo’nun başyapıtlarından Sefiller’de adı sıkça geçen bahçe içerisinde birbirinden özgün pek çok heykel, anıt, çeşme ve büyükçe bir havuzu barındırır. Turistlerin gezi güzergâhlarında yer aldığı gibi Parislilerin tercih ettikleri bir buluşma mekânıdır.
1969 yılınnda Hayat Resimli Roman’da daha sonra Anemon Yayınlarından çıkan Dünyanın En Güzel Aşk Hikayeleri kitabımda 2012 yılında yayınlanan “PARİS’DE BİR YABANCI “ Hikayesinde Paris şöyle anlatılır:
"... Çöllerin çocuğu Ömer Sani nihayet hayalinde yaşattığı Paris'e gelebilmişti. Eyfel kulesi,Senğ nehri Lüksemburg parkı O'nu Rüyalarının ötesinde etkileyip başka alemlere götürmüştü.Enrico Macias'ın bir şarkısı çalıyordu : Adieu Mon Pays "elveda memleketim "Şarkıyı gözleri dolu dolu dinledikten sonra dışarı çıktı sonra yakındaki Lüksemburg parkına girdi."
LA CLOSERİE DES LİLAS Leylak Bahçesi
Yahya Kemal'in sıklıklı gittiği Montparnasse Bulvarı'ndaki La Closerie des Lilas Cafe'si 1847 den beri hizmet vermektedir. Müdavimleri arasında Emile Zola, Paul Cézanne, Aragon, Picasso, Sartre, André Gide, Oscar Wilde, Beckett, Hemingway gibi daha bir çok ünlü bulunuyor. Lilas, 2007 den beri her yıl "Le Prix Lilas" adıyla bir edebiyat ödülü de veriyor.
.jpeg)
CAFES LES DEUX MAGOTS
Paris’teki bohem ve entellektüel hayatın en canlı olduğu bölge Saint Germain/Les Deux Magots.Aynı isimdeki Cafe Les Deux Magots ilginç bir mekân. Hemingway’in gençliğinde takıldığı bu Cafe'deki Çinli(?) Heykellerin arasında fotoğrafta yer alırken kendimi film setinde gibi hissettim.

PONT DES ARTS:
AŞKIN KİLİDİ VAR MI?
Seine Nehri üzerindeki “Pont Des Arts” (Sanatlar Köprüsü), Paris’teki aşıkların en yeni adresi. Köprünün korkuluklarında irili ufaklı yüzlerce kilit asılı. Âşıklar adlarının baş harflerinin yazılı olduğu asma kilitleri asıp, anahtarlarını nehre atarak aşklarını ölümsüzleştiriyor. Bir salgın gibi dünyaya yayılan akım ‘bitmeyecek aşkı’ sembolize ediyor.Dünyada bu Aşk Kilitlerinin bulunduğu Şehirleri şöyle sıralayabiliriz.
?Brooklyn Bridge Köprüsü New York
?Mesarski Most Kasaplar Köprüsü Lyubliyana
?Hohenzollerin Köprüsü Köln
?Seoul Tower Kulesi Seoul
?Vodootvodny Kanalı Moskova ?Hount Dağı Çin
?Most Ljubavi(Aşk Köprüsü) Vrnjačka Banja Şehri Sırbistan
?Malâ Strana Semti Prag
?Ponte Milvio Köprüsü Roma
NOTRE DAME KATEDRALİ
Notre Dame Katedrali;Seine nehrindeki küçük adada ( Ile de la Cité' ) yer alıyor. Adaya ulaşım köprülerle sağlanmış. Dört köprüden biri olan Neuf Köprüsü (Pont Neuf) üzerinden adaya geçiş yaptığınızda karşınıza Notre Dame Katedrali çıkıyor. Romanlara, filmlere konu olmuş Gotik tarzındaki kilise 1163 yılında yapımına başlanmış ancak 1345 yılında tamamlanabilmiş. Katedralin girişinde genişçe bir meydan var. Genellikle fotoğraf karelerinde burası yer alıyor. Mum ışıklarıyla aydınlatılan karanlık iç kısmı oldukça gizemli. İçeride 13. yüzyıldan kalma büyük bir org ve beş çan bulunuyor. Etkileyici taş işçiliğini görmek için kuzey kuleye çıkmanız gerekiyor.Kilisenin yan tarafındaki taştan yapılma canavarlar aşağıya süzülüp sandviçinizi kapacak gibi duruyor.Dikkatli olun(!)
PANTHEON-FOUCAULT SARKACI
Panthéon, Paris'in Quartier Latin bölgesinde bulunan bir yapı.Fransız Devrimi sonrasında kilise fonksiyonunu kaybetmiş, önemli Fransız entelektüellerinin gömüldüğü bir anıt mezar halini almış.Victor Hugo,Jean-Jacques Rousseau,Émile Zola,Voltaire,Pierre ve Marie Curie gibi önemli şahsiyetler burada yatmaktadır.
Panteon'da Dünya'nın kendi ekseni çevresinde döndüğünü kanıtlayan bir sarkaç düzeneği vardır:Foucault sarkacı.Bu sarkaç;Dünya'nın kendi ekseni etrafında döndüğünü isbat etmiştir,
ST GERMAİN DES PRES KİLİSESİ
511-558 yılları arasında hakimiyet sürmüş kral I. Childebert'in oğlu I. Clovis tarafından Aziz Germanus (Saint Germain) onuruna yaptırılmıştır. Kraliyet himayesinde bulunduğundan Fransa'nın en zengin manastırlarından biri haline gelmiştir. Balzac,Oscar Wilde, Jean Paul Sartre ve Albert Camus burada yaşamış, Ernest Hemingway Silahlara Veda’yı burda yazmış. Kurulduğu günden Fransız İhtilali zamanına kadar Fransız Katolik kilisesi içinde entellektüel yaşamın merkezi olmuş.Ünlü filozof René Descartesin mezarı da bu kilisenin şapellerinden birindedir.
ST SULPICE KİLİSESİ ve GÜL ÇİZGİSİ
St Sulpice, Notre Dame Katedrali'nden sonra Paris'in ikinci büyük kilisesidir. Dan Brown'ın "Da Vinci Şifresi'nde bahsedilen Kutsal Kase'nin yattığı yeri gösteren Gül Çizgisi de buradadır.
Gül Çizgisi, kuzey kutbu ve güney kutbunu birleştirdiğine ve kutsal kase'nin yattığı yeri gösterdiğine inanılan hayali çizgidir. Bugün Gül Çizgisi, yani başlangıç meridyeni, Greenwich'ten geçiyorsa da, 1888 yılına kadar bu çizginin Saint Sulpice Kilisesi’nden geçtiği rivayet olunurdu.
Kilisenin sol tarafındaki bölmelerin birinde sakallı bir adam ve bir Bez resmi var. Bu fotoğraftaki bez, aslında Hıristiyanların ‘‘kutsal emanet’’ diyebileceğimiz efsanelerinden biri. Fotoğrafta görülen bezin, İsa çarmıhtan indirildikten sonra üzerine örtülen bez olduğu iddia ediliyor. Üzerinde İsa'nın kanı bulunduğuna inanılıyor. Yani bir tür kefen diyebilirsiniz. Bu kefen İtalya'da Torino'da bir kilisede sergileniyor. 1898 günü Secondo Pia isimli bir fotoğrafçı üzerinde sadece kan izleri bulunan bu beyaz kefenin fotoğrafını çekiyor. Eve gelip çektiği filmi negatif banyoya attığı zaman, kendisini dehşet içinde bırakan bir tabloyla karşılaşıyor. Çünkü üzerinde hiçbir resim bulunmayan bezin çekilen fotoğrafının negatifinde, yani arabında, boylu boyuna bir insan tasviri ortaya çıkmıştır. Negatif filmin üzerinde pozitif bir insan tasviri vardır. Bu 30-35 yaşlarında, 1.78-1.81 boylarında, yakışıklı, sakallı bir erkektir. Bezin öteki yarısında ise aynı insanın arkadan tasviri görünmektedir. Sanki aynanın karşısında duran bir insanın arkadan resmi yapılmış gibidir. Başında ise dikenli bir taç vardır. Anlayacağınız bu resim her haliyle İsa'nın tasviridir. Bu fotoğrafın yayınlanması Hıristiyanlık âleminde büyük tartışmalar yaratmış. Çünkü bazı kimseler tarafından bu bezin gerçekten İsa'nın kefeni olduğunu kanıtlayan bir belge olarak kabul edilmiş.
OLYMPİA MÜZİKHOLÜ ve TARKAN
"OLYMPIA", eski Yunan mitolojisinde, tanrıların mekanı olarak kabul edilen kutsal dağın adıdır. Fransa'da Olympia müzikholünde konser vermek ise sanatçı olarak kutsanmak anlamına gelir, bir şarkıcının mesleğindeki en büyük sınavdır.
Olympia'da bir sanatçı başarılı olursa tüm dünya kapıları önünde açıldı demektir, olamazsa başka açık kapıların sonu değildir, ancak o sanatçı "dünya" kapılarından geçemeyecek anlamına gelir. 1976 yılında Ajda Pekkan;dönemin ünlü sanatçılarından Enrico Macias ile sahne aldı.
Türk Popçusu TARKAN ise 1999 yılında bir zamanlar Maurice Chevalier'nin, Edith Piaf'ın, Yves Montand'ın, Charles Aznavour'un, Marlene Dietrich'in, Jacques Brel'in, Johnny Hallyday'in tırmandığı merdivenlerden o efsane sahneye çıktı ve Olympia'yı yıktı. Yıktı sözcüğü, her anlamda doğru. Çünkü Tarkan'ın iki bin 500 Fransız ve Türk hayranını müzikhola sığdırabilmek için bugüne değin yapılmayan yapılmış, birinci katın tüm koltukları sökülmüştü.
.jpeg)
YAHUDİ MAHALLESİ LE MARAİS
Şehrin özellikle Gay ve Yahudi nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Le Marais birbirinden güzel restoranları, butikleri, sanat galerileri, kitapçıları, kafeleri ve müzeleriyle Paris’in en önemli cazibe noktalarından biri.
Ünlü Fransız yazarı Victor Hugo’nun Evinin bulunduğu Marais; Fransızcada “bataklık” anlamına geliyor.
Marais’deki Yahudi nüfusun çokluğu sebebiyle kendinizi İsrail’de sanırsınız. Bazı günler Yahudi gönüllüler “sadaka! sadaka!” diye para topluyor. Arapçadaki “Sadaka” sözcüğü İbranicede de aynı.
Yahudilerin işlettiği dükkanlarda birbirinden ilginç etnik objeler, hediyelik eşyalar, aksesuarlar bulabilmek mümkün.
İkinci el giysilerin satıldığı dükkanlar ile Kiloyla kıyafet alabileceğiniz Kilo Shop‘a da uğramayı ihmal etmeyin.
Marais’de falafel ( Nohut köftesi) dükkanları müthiş rağbet görüyor.

DİSNEYLAND
Disneyland;çocukluğunuza dönmenin adresi.Paris'e 35 dakikalık mesafedeki Disneyland'a Paris merkezden ulaşım çok kolay. Metro ile RER A hattının geçtiği tren istasyonuna ulaşıp oradan Marne-la-Vallee Chessy yönüne giden trene bindiğinizde son durak Disneyland’dır. Burası iki ana parktan oluşuyor: Disneyland ve Walt Disney Studioları. Buraya geldiğinizde kendinizi bir masal kahramanı gibi hissedeceksiniz. Korsan Adası, Fantezi Ülkesi ve Keşifler Diyarını gezeceksiniz. Indiana Jones'un Ölüm Tapınağı'nı hızlı trenle gezecek ve sonrasında teknelerle muazzam bir kaleyi kuşatan Karayip Korsanları’nı heyecanla izleyeceksiniz. Disney karakterleriyle tanışacaksınız. Dileyenler uzay gemilerine binerek yıldız savaşlarına katılacaklar, kimileri Uzay Dağı’ndan aya kadar ulaşabilecekler. Bu sihirli köyde Walt Disney Stüdyoları’nın yarattığı Mickey Mouse, Donald Duck, Tom ve Jery gibi karakterlerin etrafınızda dolaştığını görecek kendinizi hayal dünyasında hissedeceksiniz.
FRANSIZ MUTFAĞI
.jpeg)
Soupe à l’oignon:
Soğan ve et suyunun kullanılması ile yapılan çorba, üzerine peynir eklenerek servis ediliyor. Orijinali Roma dönemine kadar uzanan bu çorbanın güncel halini alması 18. yüzyılı bulmuştur. Çorbanın asıl sırrı ise soğanların hazırlanışında gizlidir.

Boeuf bourguignon:
Julia& Julie filmi ile ünlenen Boeuf bourguignon, Fransa’nın çok bilinen ve en çok yapılan geleneksel Fransız yemeklerindendir. Ünlü et yemeklerinden olan Boeuf bourguignon, etin kırmızı şarap ve et suyu ile kısık ateşte pişirilmesi ile yapılıyor. Ayrıca ete sarımsak, soğan, mantar ve diğer taze bitkiler eklenerek lezzetlendiriliyor.
.jpeg)
Flamiche:
Kuzey Fransa’ya özgü bir tatlı olan Flamiche, Flamanca dilince kek anlamına geliyor. Sebze ve peynirin bir araya gelmesi ile hazırlanan tart hamuru, kısa bir pişirme süresinden sonra kolaylıkla hazırlanıyor.

Confit de canard
Confit de canard; kendi yağı dışında herhangi bir yağ kullanılmadan hazırlanan ördek bacağına verilen isimdir. Uzun sürede pişirilen yemek; tuz, sarımsak, kekik ve isteğe göre diğer baharatların da eklenmesi ile aroma kazanır ve kıvamını alması için de bir günden fazla bekletilir. Yemek hazırlandıktan ve kıvamını kazandıktan sonra genellikle kızarmış ya da ızgara edilen patates ve soğan ile servis edilir.
Salade nicoise
Nicoise Cailletier yağları, marul, haşlanmış yumurta, domates, konserve ton balığı ve ançüezden yapılan Salade nicoise, Fransızlara özgü bir salata çeşididir.
Ratatouille
Genellikle aperatif olarak sunulan Ratatouille, özellikle et yemeği ya da omlet ve krep gibi yiyecekler ile sunuluyor. Düz bir tavanın içerisinde çok az yağ ile yüksek ateşte pişirilen yemeğin ana malzemeleri arasında; sarımsak, soğan, domates, kabak, patlıcan, kırmızı biber, havuç, kekik, fesleğen ve diğer yeşil otlar yer alıyor. Ana yemeklerinizin yanına aperatif olarak isteyebileceğiniz bu karışımı, beğeneceğinize emin olabilirsiniz.

Tarte tatin
1898 yılında Stephanie Tatin’in yaptığı bir hata sonucunda ortaya çıkan Tarte tatin, günümüzde Fransa’nın en çok sevilen elmalı tartlarından oluyor. Stephanie Tatin, geleneksel bir tat yapmak için uğraşırken, elmaları elinden düşürerek şekerin ve yağın içine girmesine neden oluyor. Acele bir şekilde tatlıyı kurtarmaya çalışan Tatin, yanan meyvelerin üzerine tart hamurunu ekliyor ve onları tencereye yerleştiriyor. Bu aşamadan sonra Fransızların ünlü elmalı tartı da ortaya çıkmış oluyor. Neredeyse her deneyen kişinin beğendiği bu tatlı Fransa’ya giden herkesin mutlaka yemesi gereken lezzetler arasında bulunuyor.
Merguez: yüzde yüz koyun eti bol baharatlı Fas’lıların icad ettiği Müslüman sosisi
FRANSA VE PARİS’İN ANIMSATTIKLARI
?15.Yüzyıldan itibaren hesaplandığında, dünyada en çok savaşan ülke Fransa'ymış.
?Peynir konusunda yaklaşık 300 çeşit ile dünya şampiyonluğu olan ülke.
?”Fransız kalmak” sözünüzü”olaylara ilgisiz kalmak “anlamında biz Türkler kullanıyoruz.
?Fransızların Türklerle ilgili iki deyim var: "Fort comme un Turc" Türk gibi Kuvvetli ve La tete de Turc(Türk kafası) İnatçı insanlar için kullanılıyor.
?Kendi ülkelerinin coğrafi konumunu altıgene benzeterek kendi ülkelerinden söz ederken bazen Fransa yerine Altıgen-Hexagon diye söz eden insanların yaşadığı şarap ülkesi.
?Yapılan anketlere göre dünyanın en çok sevişilen ülkesiymiş.
?1893 yılında otomobiller için plaka uygulamasına geçmiş ilk ülkedir.
?Fransa;Laikliğin anavatanı.
?Fransa; Dünyanın en çok greyfurt üreten ve tüketen ülkesi.
?Haftada 35 saat çalışıp öğlenleri 2 saat tatil yapan akşam da 7 buçukta kapayıp dükkan ve mağazaları olan, tembel gözükmesine ragmen ekonomik gücüyle insanı şaşırtan Fransa.
?Dünya meselelerinde Amerikaya en çok kafa tutan ve bu hareketiyle göze çarpan bir Ülke.
?Avrupa birliginin en büyük yüz ölçümüne sahip ülkesi.
?Her iki dünya savaşında da Almanların işgal ettiği ülke.
?Horoz;Fransızların milli simgesidir.
?Kendi ülkelerinin cografi konumunu altıgene benzeterek kendi ülkelerinden söz ederken bazen Fransa yerine altıgen yani hexagon diye söz eden insanların yaşadığı şarap ülkesi.
?Fransa;Yunus ve balina yetiştiriciliğinin yasaklandığı bir ülke.
?”Deneysel" filmin öz-vatanıdır.
?Tüm dünyada çok saygın bir ölçü olarak kabul edilen “Michelin Yıldızı” Fransızlar’ın çıkardığı restoran değerlendirme sistemidir.
?Obezite sorunuyla savaşmak için restoran ve kafelerde fiks ücret karşılığında sınırsız meşrubat sunma uygulamasını yasaklayan ülke.
?Fransa genelinde ciddi göz problemi var gibi geldi bana. Çünkü sokakta gördüğüm insanların çoğu gözlük takıyor.
?İnsanlar çok gürültülü sümkürüyolar ve kimse dönüp bakmıyor bile.
?Dilencileri bile sizli bizli lütfenli konuşuyor sonra efendice gidiyor
?Bisikletlerin bile kırmızı ışıkta durduğu,koskoca otobüsün yayaya yol verdigi ülke.
?Pembe tuvalet kagıtları ve tavuk büyüklüğünde güvercinlerin memleketi.
?Fransız Voltaire; "Düşüncelerinize katılmıyorum; ama onları ifade etmeniz için canımı feda edebilirim." demiş.
?Domuzlara ''Napolyon'' isminin verilmesi ve demiryolunda öpüşmenin yasak olduğu ülke.