Ömer Yıldız
AKIBETİMİZ HAYR DEĞİL!
O zamanlar köyden kente göç yaşansa da,
Fukaralığın ve çaresizliğin içinde
Umutlarımız vardı.
Dertlere derman diller,
Yoksulluk olsa da, yoklukta eşitlik vardı.
Herkes aynı şartları yaşar,
Kodamanın da halkın da çocuğu aynı okula giderdi.
Öğretmenlerimiz,
Doğru yolu gösteren, dürüstlüğün ve saygınlığın sembolü kutup yıldızlarımızdı.
Aşıları okulda olurduk.
Doktor nedir bilmeden büyürdük.
Seneler sonra almaya borç verilirdi birbirine.
Bankalar daha çökmemişti üstümüze.
Babaların bir kuru maaşı yedi nüfusa bakardı.
Çünkü
Devlet o zaman tüccar değildi.
Ağır vergiler koymazdı.
Temel tüketim maddelere sübvansiyonu uygulardı.
Vahşi kapitalizm daha el atamamıştı ülkemize.
Devlet halkı kollardı.
Yıllar geldi geçti.
Devlette,
Devleti yönetenler de şaşır oldu sanki.
Devlet tüccara, halk müşteriye döndü.
Şimdilerde;
Bıraktık lüks yaşamı,
Geçim derdinden
Elektrik, su, doğalgaz kullanmaktan korkar olduk.
Şimdilerde umutlar insanı yaşatmaya dair değil.
Siyasetçinin dili barış dili değil.
Hukuk siyasallaştı.
Devlet siyasallaştı.
Ama unutulmamalı,
Umudumuz her zaman devletimizdir bizim.
Çünkü
Türk Milleti olarak devletimizi kurduk,
Devletimizi koruduk.
Devletimiz korumazsa
Ne huzur kalır evde
Ne sükûnet.
Hani ailedir toplumun temeliydi ya.
Aileler çatırdamaya başladı.
Sosyolojik değerlendirmem;
Pürü perişanlığın sonucudur cinnetler cinayetler.
Sokaklarda muhalif siyasetçilere, gazetecilere sopa atmalar da başladıysa.
İşimiz zor.
Gidişat gidişat değil.
Hukuk işlemezse
Akıbetimiz hayr değil.
Hayrımız hayrola.